Bu blogda sizlere yaşanmışlıklardan biraz fikirler vereceğim. Aslında bu blogu hazırlarken dikkat etmem gereken bir şey var mı, onu bilmiyorum ama doğrudan konuya girerek birkaç şey yazacağım.
Yaşanmışlıklar, insanoğluna hep bir fikir vermiş ve yol göstermiştir. Fakat burada asıl önemli olan, insanın bu yaşanmışlıkları nasıl planlayıp nasıl görebildiğidir. Çünkü genel olarak bizler, yaşanmışlıklarımızı ya da öğrendiklerimizi bir sonrakinde uygulama fırsatı bulduk. Bu doğru muydu yoksa bir öncekinin günahını bir sonrakine mi yükledik? İşte bunu anlamak gerçekten çok ama çok meçhul. Ama ben kendimce bu konuyla ilgili bir çıkarımda bulundum ve bana oldukça doğru gelmeye başladı.
Öncelikle şu noktaya dikkat eder oldum: Yaşanmışlıklarım duygusal mı yoksa beklenti mi? Bunları birbirinden ayırmaya başladım. Yaşadığım hayatta şunu öğrendim: Bir kişinin sizinle “Asla yapmam” dediği şeyi, başka biriyle yapabilme ihtimalini kabul etmeniz gerekiyor. Aklınıza ilk gelenleri bir kenara koyun. Örnek veriyorum: “Seninle hayatta şehir dışına taşınmam” diyen birinin, ilerleyen zamanlarda başka biriyle şehir dışında yaşayabildiğini görebilirsiniz. “Benim kırmızı çizgimdir, işimden ya da kariyer hayatımdan vazgeçmem” diyen birinin, karşısına başka biri çıktığında işini de gücünü de bıraktığını görebilirsiniz. Bu, sizden sonra geleni daha çok sevmesinden mi, yoksa zaman geçtikçe olgunlaşmasından mı ya da başka çaresi kalmamasından mı kaynaklanıyor, işte onu hâlâ çözemedim. 🙂
Yukarıda verdiğim örnek, duygusal bir örnektir. Çünkü yaşanan duygusal deneyimlerde alınan kararları bir başkasına yüklemek çok doğru gelmiyor. Evet, önceki yaşanmışlıklardan aldığımız kararlar elbette bir sonraki hayatımızda bize kılavuz olmalı. Ancak hayatımızın ön planına bunları alarak yaşamak bana çok acımasızca geliyor. Beklentiler konusuna gelirsek, burada işin içine tecrübe giriyor. Çünkü insanoğlu kendine bir alan çiziyor ve o alanda olabildiğince özgürce, acımasızca hareket etmek istiyor. Ve şunu unutmamak gerek: İnsan = İnsanoğlu. Peki burada ne demek istiyorum?
Bizler, karşı tarafın hep bir “insanoğlu” olduğunu anladığımızda gereksiz beklentilerimizi azaltmaya başlıyoruz. Anne, baba, işveren, eş, komutan, doktor, öğretmen… Tüm bu vasıfların aslında altında bir “insanoğlu” yatıyor. Karşı tarafa ne kadar özgürlük alanı tanırsak, o kadar zarar görmeye başlıyoruz. Burada asıl önemli olan şey karşı tarafa özgürlük alanı vermek size neler kaybettiriyor ve neler kazandırıyor. İşte burada yaşanmışlıklar çok ön plana çıkıyor. Karşı taraftan edindiğiniz tecrübeleri birkaç örnekle açıklamak istiyorum.
1) Size geç yazan biri varsa ve siz bundan rahatsızsanız, bu bir beklentidir. Bunu karşı taraftan beklemeniz ve talep etmeniz normaldir. Ancak bu durum olmuyorsa vazgeçmeniz kadar doğal bir şey yoktur. Çünkü bu, sizin beklentilerinize uymuyor ve sizi üzüyordur.
2) Çalıştığınız iş yerinde maaşınız zamanında verilmiyorsa ve bu durum size zarar veriyorsa, bu bir beklentidir.Ancak burada kavramları netleştirmek gerekiyor. Bu iş yeri maaşınızı geç veriyor diye başka bir iş yerinden de bunu beklemek hakkınızdır. Ama “Burası da geç verir” diye ön yargılı olup çalışmamak tamamen bir sorun yaratır.
3) Özel günlerinizin hatırlanması hoşunuza gidiyorsa ve bunu bekliyorsanız, karşı taraftaki kişi bu konuda hassas değilse orada vazgeçmeniz gerekir. Çünkü karşı tarafın bu konuda değişmesi çok ama çok zor olabiliyor. Ancak yine duygusal ve beklentiyi ayırmak gerekiyor. Önceki kişi hatırlamıyor diye bir sonrakinin de hatırlamayacağı yanılgısına düşmeyin.
Sonuç olarak, her duyguyu ve olayı içinde yaşamak gerekiyor. Öncesinden net belirtmek en doğrusu. Burada dikkat etmeniz gereken şey, karşı tarafın sizinle nasıl hareket ettiğidir. Beklentilerinizi belirttikten sonra, eğer duygusal olarak da bir adım atmıyorsa, unutmayın ki kimse “salak” değil. 🙂 “Beni anlamamıştır” diye kendinizi avutmayın; o kişi yapmak istemediği için yapmıyordur.
Kendinize ve kararlarınıza saygı duyun. Karşı taraf, ne zaman sizi sömürmekten vazgeçer ve düzelmeye karar verirse, işte o zaman beklentilerinizi duygusallığa çevirebilirsiniz.
Görüşmek dileğiyle! 🙂
Fikirlerinizi duymak çok iyi olur :)